| "Değişen dünya ve yeni Türkiye" |
| Yazarlar | |||
| Canadian tarafından yazıldı. | |||
| Salı, 15 Haziran 2010 13:03 | |||
|
İkinci dünya savaşından sonra, savaşın galiplerince kurulan ve idare edilen dünya düzeni artık değişime zorlanıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş üyesinin, dünyayı ilgilendiren kararları tek başlarına alabilmesinde ki adaletsizliğin sorgulanmaya başladığı bir döneme girildi. Bu dönemi "diplomasi savaşları" olarak ta adlandırabiliriz...
Dünyayı ilgilendiren kararları alan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş üyesi; Rusya, Çin, Amerika, Fransa ve İngiltere, artık karşılarında; Brezilya, Hindistan ve Türkiye gibi gelişen ekonomilerinin ve artan bölgesel güçlerinin verdiği güvenle hareket eden ülkeleri buluyorlar.
"Bu düzende bizimde söyleyeceklerimiz var" diyen bu ülkeler, artık diplomasi kanalları kullanıp seslerini duyuracak adımları atmaktan çekinmedikleri göstermeye başladılar bile...
- Latin Amerika'da adeta ekonomik ve sosyal alanlarda pozitif patlamalar yaşayan, sosyal devletçi, Lula da Silva iktidarında ki Brezilya; - Milyarlık nüfusu ile ucuz işgücü sunan, bölgesinde gücün sembolü Hindistan; - Ortadoğu'nun ve hatta Müslüman dünyasının en demokratik ve laik ülkesi, genç nüfusuyla, Doğu ile Batı arasında ki eşsiz köprü, Türkiye...
Türkiye'nin dış politikasın da yaşanan değişim ve dönüşüm, dünyanın bu ülkeye biçtiği rolün kaçınılmaz gereği... "Komşularla sıfır problem" politikası da, Avrupa Birliği'nin kuruluş temelini oluşturan "bölge ülkeleri arası barış" anlayışıyla benzeşmektedir. Ezeli düşmanlar olan Fransa ve Almanya'yı da birbirine yakınlaştıran, hatta ortak yapan, "komşularla sıfır problem" politikasıdır.
Türkiye, yıllarca Amerika gibi devlerin yardımında, yürüteçte yürümeye çalışan bir bebek gibi, destekle ilerleyen, üretimin olmadığı, halkının tarım ekonomisine dayandığı "tüketen" bir ülkeydi...
"Ülkeydi", ta ki Özal Hükümetinin kapalı ülke ekonomisini serbestleştirmesi ve dış dünyaya açmasına dek.
1990'lar da imzalanan "Gümrük Birliği" anlaşmasıyla da ülke ekonomisi dış dünya ile rekabete açıldı. Bütün bu gelişmelerin sayesinde, Gaziantepli bir sanayici, Amerika'dan Japonya'ya ürün satabilir ve dış üreticilerle rekabet edebilir hale geldi.
Ülke, artık "devlerin" yardımına ihtiyaç duymadan "yürümeye" başladı... Artık koşabilmesi içinde kendi çıkarlarına hizmet edecek çalışmaların arayışına giriyor..
"Devler"in, Türkiye'nin sınırlarında ve bölgesinde karışıklığa yol açması, artık Türkiye'nin çıkarlarına aykırı hale geldi... Bölgesiyle ekonomik ilişkiler kuran, ürün satan Türkiye, bölgede ki karışıklıklardan ve savaşlardan zarar göreceğinin artık farkında....
On binlerce kilometre ötedekinin çıkarıyla artık Türkiye'nin çıkarları çakışabiliyor... Bu da çok normal ve beklenen bir gelişme... Tabii Batı'nın bunu kabullenmesi ve sindirmesi biraz zaman alacak olsa da, bünyelerinde yer alan think-tank'lar (düşünce kuruluşları) bu kaçınılmaz değişimin aslında bayağıdır da farkında...
Geçmişte, himayelerinde ki Avrupa ülkeleri "kaybedilince" de aynı psikolojiye girmişlerdi.. İkinci Dünya Savaşı sonrası Fransa'sı örneğinde olduğu gibi...
"Eksen kayması", "Batı'ya sırt dönülmesi" gibi sadece karalama amaçlı, hazımsızlık ürünü yorumlardan korkmamak gerekir.
Türkiye;
Coğrafi olarak da bir köprüyü andıran bu ülke, bölgesinde uyguladığı "sıfır problem" politikasında başarılı olabilirse, dünya tarihi boyunca çatışmaların yaşandığı bu coğrafya da da, Avrupa Birliği benzeri bölgesel bir barış projesinin yeşermesine yol açacak, insanlığın ve dünya barışının gelişimine kalıcı bir katkıda bulunabilecektir...
Her değişim gibi, bunun da sancıları olacaktır, oluyor da. Çetin Altan ustanın köşesin de belirttiği gibi "enseyi karartmamalı", umudu yitirmemeliyiz..
Doğal bir dönüşüme şahit oluyoruz...her ne kadar patırtılı ve bol dedikodulu görünsede...
*** Devamı ve detaylar bir sonra ki yazımda... .
|







Yorumlar
zaten isin bu yonunu cozseniz bu davya bakis acinizda degisir.
ben sahsen kendim pkk,ya yillarca hizmet etmis ve su an yurekten
pkk ve derin devletin ortak calistigina inanlardanim.
serkeftin
evet pkk bir ozgurluk hareketi olarak mazlum dogandan,haki karerden,kemal pirin inancindan cikmistir bedeller verilmistir.ama kurulusundan beri bazi giuclerin kontrolunde hareket etmektedir.yani iclerinde bazilari bedel odemis ve bu bedel odeyenler gercekten halki´na hizmet ettigini,ozgurl uk adina savastiklarini dusunmusler ve inanmislardir.ama ozde bazi guclerin cikarina hizmet ettigini dusunmemislerdi r,yada bilmeden olmuslerdir.yoksa aponun 17 cm hucrem dar diye kurt genclerini sokaga dokup kan akitmasina ilk karsi cikacak onlar olurdu.basit gerekcelerle 12 eylul anayasasina red diyenlere,resad iye olayina ilk tepkiyi onlar verirdi.