Anasayfa Yazarlar Bir Öykü
Bir Öykü
Yazarlar
Serdar Koyuncu tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 06 Mart 2010 21:59

Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip
utangaç bir tavırla rektör'ün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından
fırlayarak önlerini kesti... Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralıların
Harvard gibi üniversitede ne işleri olabilirdi?

 

Adam, yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. İşte bu imkansızdı..
Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu..
Yaşlı kadın, çekingen bir tavırla; "Bekleriz" diye mırıldandı...
Nasıl olsa bir süre sonra sıkılıp gideceklerdi.. Sekreter sesini çıkarmadan
masasına döndü.. Saatler geçti, yaşlı çift pes etmedi.. Sonunda sekreter,
dayanamayarak yerinden kalktı. "Sadece birkaç dakika görüşseniz, yoksa
gidecekleri yok" diyerek rektörü iknaya çalıştı. Anlaşılan çare yoktu..

 

Genç rektör, isteksiz bir biçimde kapıyı açtı. Sekreterin anlattığı tablo içini
bulandırmıştı. Zaten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi.
Onun gibi bir adamın ofisine gelmeye cesaret etmek, olacak şey miydi bu?
Suratı asılmış, sinirleri gerilmişti.

 

Yaşlı kadın hemen söze başladı. Harvard'da okuyan oğullarını bir yıl önce
bir kazada kabetmişlerdi. Oğulları, burada öyle mutlu olmuştu ki, onun
anısına okul sınırları içinde bir yere, bir anıt dikmek istiyorlardı.

 

Rektör, bu dokunaklı öyküden duygulanmak yerine öfkelendi. "Madam"
dedi, sert bir sesle, "Biz Harvard'da okuyan ve sonra ölen herkes için
bir anıt dikecek olsak, burası mezarlığa döner..."

 

"Hayır, hayır" diyerek haykırdı yaşlı kadın.. "Anıt değil... Belki, Harvard'a
bir bina yaptırabiliriz". Rektör, yıpranmış giysilere nefret dolu bir nazar
fırlatarak, "Bina mı?" diyerek tekrarladı, "Siz bir binanın kaça mal olduğunu
biliyor musunuz? Sadece son yaptığımız bölüm yedi buçuk milyon dolardan
fazlasına çıktı..."

 

Tartışmayı noktaladığını düşünüyordu. Artık bu ihtiyar bunaklardan
kurtulabilirdi.. Yaşlı kadın, sessizce kocasına döndü: "Üniversite
inşaatına başlamak için gereken para bu muymuş? Peki, biz niçin
kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde?"

 

Rektör'ün yüzü karmakarışıktı.. Yaşlı adam başıyla onayladı.
Bay ve bayan Leland Stanford dışarı çıktılar. Doğu California'ya,
Palo Alto'ya geldiler. Ve Harvard'ın artık umursamadığı oğulları için
onun adını ebediyyen yaşatacak üniversiteyi kurdular.

 

Amerika'nın en önemli üniversitelerinden birini STANFORD'u.

 

 

 

     İnsanların dili,dini,rengi,siyasi gorusu,kıyafeti ve yasam tarzları farklı olabilir.Hic kimseye bana benzemiyorsun diyerek yada bize benzemiyorsun diyerek bir ''oteki''damgası yakıstıramayız.Toplumların zenginligi sahip oldukları servet ve paraya gore degil,icinde yasattıkları farklı kulturler ve yasam bicimleriyle olculur.

 

     Siz siz olun asla ama asla insanlari hayat gorusleri,sözleri ve dusunceleri ile sınamayın.Hele dıs gorunusleriyle sakın not vermeye kalkmayın.Ayagınıza kadar gelen insanlarla on yargıdan uzak bir sekılde muhabbet etmekten kacınmayın.Unutmayın!Arkanıza bakmadan vurup cıkacagınız kapıya bir gun muhtac olabilirsiniz.Her yerde acık bir kapınız olsun muhakkak.Gonlunuzce calabileceginiz. 

 

    

   

''Cektiginiz En Buyuk Cile MUTLULUK Olsun''

 

                                                                                                                                              

  Saygılarımla...

Paylaş
etiketten Facebook Google Live Myspace Twitter
 

Yorumlar 

 
#2 kelmehdi1 19-05-2010 13:47
slm konuyu daha guzel bir ornekle isleyebilirdin, ,, saygilar
Alıntı
 
 
#1 GuLe 14-03-2010 22:00
Cok guzel bir öyku ile önyargilarimizd an kurtulmamiz geregktigini kaleme almissin...Buna benzer bi sey seneler önce yasamistim..kiligina kiyafetine bakarak tepeden baktigim bi insan hic unutmam arastirmaci docent doktor cikmisti;))
Alıntı
 

Yorum ekle

Yazdiginiz yorumlar yoneticiler tarafindan onaylandiktan sonra yayinlanacaktir


Güvenlik kodu
Yenile